Felak Suresi

    Paylaş
    avatar
    FIRTINA
    Moderatör

    Mesaj Sayısı : 3752
    Doğum tarihi : 09/08/69
    Kayıt tarihi : 08/12/09
    Tecrübe Puanı : 24
    Yaş : 48
    Ülke : Almanya

    Felak Suresi

    Mesaj tarafından FIRTINA Bir C.tesi Ara. 19, 2009 3:01 am



    Download



    MÂNÂSI

    De
    ki: Yaratılmışların şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin
    şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset edenin, içindeki
    hasedini dışarıya vurduğu vakit, şerrinden; şafak aydınlığının Rabbine
    (Allâh'a) sığınırım.



    Tefsir - Felâk Sûresi bize dört şeyden korunması ve bunların şerrinden Allâh'a sığınmayı tâlim ve emrediyor:



    1-
    Yaratılmış ve dünyada mevcut olan herhangi bir şeyden, herhangi bir
    vakit ve zamanda gelecek her türlü şer, zarar ve kötülüklerden.



    Allâh'ın
    yarattığı şeylerin hiçbirisi bizâtihi kötü ve şer değildir. Hepsi
    Allâh'ın yarattığı bir şey olduğundan dolayı, hayırdır, iyidir. Çünkü
    varlıktan, İlâhî hikmete göre, mukadder olan yerini ve nasibini
    almıştır.



    Bununla beraber herhangi bir şey kendi
    hilkati bakımından hayır olduğu halde, bize olan zararı bakımından
    bizim için şer olabilir. Zehirli ve yırtıcı hayvanlar da kendi zatları
    bakımından şer ve kötü değildirler. Bunlardaki şer ve zarar nisbîdir.
    Binaenaleyh bize zararı dokunacak, bize kötülük getirecek şeylerden
    bizi koruması için daima Allâh'a sığınmak ve O'na yalvarmak ve
    korunmasını bilmek lâzımdır. O cihet bize düşen bir vazifedir.



    2-
    Gece, gündüze bakarak bir vahşettir, korkunçtur. İnsana korku verir.
    Fakat gecenin bir de tam karanlığı çöktüğü, "kapkara, zindan gibi, göz
    gözü görmez" dediğimiz çok korkunç zamanı vardır. Gece bu hali aldığı
    vakit, insana şer ve kötülük daha kolay şekilde gelebilir. Yolcu
    yolundan çıkar ve nereye gideceğini şaşırır, düşman da böyle bir zamanı
    kollar. İşte böyle bir gecenin şerrinden, böyle bir zamanda insana
    gelebilecek zararlardan da Allah'a sığınmak lâzım olduğunu yine bu sûre
    bize tâlim etmektedir. Demek ki gecenin bu hali de bilhassa korunulmayı
    ve Allah'a sığınılmayı icap ettirmektedir.



    İnsanların
    hak ve hakikat ışıklarından mahrum bir duruma düşmeleri de böyle
    karanlık içinde kalmaya benzer. Bu da her türlü kötülüklere sebeptir.
    Böyle bir duruma düşmekten de Allâh'a sığınmak lâzımdır. Böyle
    zamanlarda gelebilecek olan şerleri, kötülükleri, dünya ve âhiretle
    ilgili zararları ancak Allah görür ve O önleyebilir. Böyle bir duruma
    düşmekten koruması için de daima Allâh'a yalvarmak lâzım olduğu bu
    âyetten anlaşılmaktadır.



    3- İpliklere düğümler
    bağlayarak onlara, şunun bunun hesabına üfleyen, efsun yapan, yahut
    insanlara kötü ve aldatıcı telkinler yapan birtakım büyücüler ve kötü
    ruhlu insanlar vardır ki bunlar, yakaladıkları kimseleri karanlıklar
    içinde kıvrandırırlar ve hakikatı görmelerine engel olurlar.
    Kendilerini birer kurtarıcı ve her şeyi bilir gibi gösteren ve aldatıcı
    muskalarla veya telkinlerle insanları sapıtan bu sahtekârlar, aile ve
    insanlar arasında sevgi bağlarını çözerler. Bunların tuzağına düşmek,
    aslanların pençesine, yılanların zehirli dişlerine yakalanmaktan daha
    korkunçtur. İşte bunun içindir ki, bunların şerrinden de Allâh'a
    sığınmak ve kendisini bu gibi kimselere kaptırmamak lâzım olduğunu
    Kur'ân'ın bu sûresi bize tâlim ediyor.



    4- Başkalarının
    elindeki nîmeti kıskanan, nîmeti çekemeyen herhangi bir hasedcinin
    ruhunu sarmış olan kıskançlık ateşi dışarıya vurduğu zaman, haset
    ettiği kimseye karşı elinden gelen fenalığı yapmaktan çekinmez. Onu
    hiçbir şey memnun etmez. Böylelerinin şerrinden de Allâh'a
    sığınmalıdır.



    İşte yukarıdan beri saymış olduğumuz bu
    kötülüklerden, fenalıklardan insan, her vakit için Allâh'ına
    yalvarmalıdır. Bu sûre bize bu gerçekleri tâlim etmektedir.



    Her
    insan daima bunlardan korunma çerelerini aramalı ve Allâh'a
    sığınmalıdır; bunlardan gelebilecek şeylerden ve zararlardan kendisini
    koruması için Allâh'a yalvarmalıdır. Duâ ibâdetin özüdür; dindarlığın
    iliğidir. Asıl duâ, Allâh'a sığınıp O'na doğrudan doğruya yalvarmak ve
    duâsına başkalarının tavassutunu istememektedir.



    Allâh
    bu sûre ile bütün şerlerden, doğrudan doğruya kendisine sığınmamızı
    emreylemiştir. "Bana duâ ediniz, şer ve kötülüklerden bana sığınınız"
    diye duanın kabul edileceği kapıları herkese açmış, herkesi o kapıdan
    içeri girmeye çağırmıştır. Binaenaleyh doğrudan doğruya Allâh'a iltica
    ve duâ etmiyerek duâ tellâlı aramak ve şunun bunun efsunlarından,
    yapacağı büyülerden medet ummağa kalkışmak diyanetin icabı değil,
    cahiliye âdetidir ve en büyük günahtır. Esasen büyücülük ve efsunculuk
    büyük günahlardandır.





    *********************************
    Hayatı Tespih Yaptım

    Bazen Çekiyorum Bazen SalLıyoruM .
    .



    Sayfayı FaceBook\'ta Paylaş

      Forum Saati Ptsi Ara. 18, 2017 2:27 pm